10 Haziran 2026, 05:41:53 *
Merhaba, Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya üye olun.

Kullanıcı adınızı, parolanızı ve aktif kalma süresini giriniz
Duyurular:
 
   Ana Sayfa   Yardım Ara Takvim Bağlantılar Giriş Yap Kayıt  
Sayfa: 1
  Yazdır  
Gönderen Konu: Cefakar Fedakar Analarımız  (Okunma Sayısı 5712 defa)
Mehmet Sayın
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216



« : 23 Mart 2008, 18:59:34 »



                 Oğlunu 36 yıldır sırtında taşıyor

                  MAHALLENİN MERAL ANNESİ


Meral İpek, sadece Oğuz’un değil, herkesin annesi oldu yıllar boyunca. Kardeşlerine baktı, evlendirdi. Çocukları sokaktan alıp kurtardı. Küsleri barıştırdı. Verdiği nasihatlerle gençlere yol gösterdi. Mahalleli onu “Meral Anne” olarak bildi ve sevdi.

Annesi ve üvey babası tarafından ortaokuldan sonra kendinden büyük bir adamla zorla evlendirildi. Evliliği boyunca dayak yedi. Doğuştan spastik özürlü bir çocuk dünyaya getirdi. Doğuştan elleri ve ayakları tutmayan oğlunu 36 yıl boyunca sırtında taşıyarak üniversiteye kadar okuttu. Ama bugüne kadar hiç pişmanlık duymadı. Şimdi, hayatını bir cümle ile özetliyor: “Ben öldükten sonra Oğuz ayaklarının üstünde duracak. Ben bütün ömrümü işte bu cümle için harcadım”

ÖZÜRLÜ DOĞDU
Meral İpek, sadece Oğuz’un değil, herkesin annesi oldu yıllar boyunca. Kardeşlerine baktı, evlendirdi. Sokaktan alıp kurtardığı çocuklar, barıştırdığı küsler, gençlere verdiği nasihatler. Mahalleli onu Meral Anne olarak tanıyor. Doğuştan spastik özürlü oğlunu tuvaletten yemeğe, okuldan üst baş değiştirmeye kadar 36 yıldır sırtında taşıyor. İşte bir azim, fedakârlık, sevgi dolu bir hayatın kendi ağzından hikâyesi: Evliliğimin ilk yılında hamile kaldım. Oğuz 7.5 aylık doğdu. Çok küçüktüm, Oğuz’la bir bebek gibi, bir oyuncak gibi oynamaya başladım. Aradan zaman geçti. Oğuz oturamıyordu. Başkalarının çocukları oturuyor, Oğuz oturamıyordu. Hacettepe’ye götürdük. Spastik olduğunu söylediler. Anlattılar, beyindeki bazı hücrelerin öldüğünü. Ama zekâsına bir şey olmadığını söylediler. Artık özürlü bir hayatla yaşamamız, öğrenmemiz gerektiğini söylediler. Ağlamaya başladım. Ne yazık ki benim kocam kendi hayatına ağlıyordu artık hayatım kısıtlanır mı diye. Ama ben oğluma ağlıyordum.
Sözlüyken dayak yedim, nişanlıyken dayak yedim. Anneme anlattım. Her nişanlı arasında olur böyle şeyler dedi. Niyeti beni başından atmak, kocasıyla rahat yaşamaktı. Devamlı dayak yiyordum. Yeter artık dedim bir gün, karşısında vur, vur, vur diyordum, o vuruyordu. Ellerimi sıkıp karşısında dimdik duruyordum. Çünkü erkeğe el kalkmazdı. Fakat zaman içerisinde öyle bir değiştim ki, kişiliğim gelişti. Ama olumlu yönde, hep sevgiyle, hoş görüyle, ama kararlı. Son zamanlarında kocam benden çekinmeye başladı ve belki kaçışı da ondandı.

Hayatını evladına adadı
Meral Anne oğlunun eğitimiyle ve tadavisiyle ilgili şunları söyledi: “Hacettepe’de 10 sene tedavi ettirdim bitmek bilmiyordu tedaviler. Artık iyi olacak, okula gidecek diye bekliyordum. 9 yaşına kadar bekledik ilkokula başladı ve bitirdi. Ortaokula kaydettirdim. Oğuz’u getirip götürmeye başlayınca müdür, kat muavinleri kıyameti koparmaya başladı, bu çocuk okuyamaz diye. Ben çocuğumu sonuna kadar getireceğim dedim. Kapıdan atarsanız bacadan, bacadan atarsanız kapıdan getireceğim dedim. Baktı ki müdür ben çocuğu almayacağım. Neyse yarım dönem devam etsin, başarılı olursa devam eder demiş kat müdür muavinine. Bana bunu dediğinde ellerine sarıldım öpmek için. Kadın utandı. Liseye geldiğimizde hiç sesi çıkmıyordu.

İŞLETME OKUYOR
Ben Oğuz’u hâlâ sırtımda en üst katlara çıkarıyordum. Alt katta herhangi bir sınıf vermiyorlardı. Sonra ne oldu biliyor musunuz? Bürokrat bir adamın çocuğu özürlüydü. Onu aldılar tekerlekli sandalyesinde okula ve özel asansör yaptılar. Son iki sene ondan faydalandık. Ardından ortaokula bile almak istemedikleri Oğuz bugün, Gazi Üniversitesi Çevre Bölümünü bitirdi 2 yıllık, ardından yine iki yıllık Açık Öğretim Halkla ilişkiler. Şimdi de Anadolu Üniversitesi işletme 3. sınıfta, TÖMER dil kursuna devam ediyor. Bir öykü kitabı yayınlandı. Şuan Yenimahalle Belediyesi’nde çalışıyor. Ben öldükten sonra Oğuz ayaklarının üstünde duracak. Ben bütün ömrümü işte bu cümle için harcadım.”


   
Logged

Oktay Demirtaş
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Hafızoğlu(meyre)
Mesaj Sayısı: 128



« Yanıtla #1 : 24 Mart 2008, 00:13:33 »

 Annemizi yürekten tebrik ediyorum,Allah yardımcısı olsun.Analarımızın kıymetini bilelim.
Logged

Aşk davaya benzer,acı çekmek de şahide,şahidin yoksa davayı kazanamazsın ki.
Ayşe Gür Teke
Yönetici Yardımcısı
*****
Offline Offline

Sülale: Dervişler..
Mesaj Sayısı: 1262


« Yanıtla #2 : 24 Mart 2008, 00:20:49 »

işte cennetlik bir anne inş...Rabbim sabrını ve mükafatını mutlaka verecektir..ne  mutlu be annem sana ..ne mutlu...imtihan dünyasında..ssen kazanmışsın bi şeyleri..
Logged

Güven tek kullanımlıktır
Karalar
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: karalar
Mesaj Sayısı: 1321



WWW
« Yanıtla #3 : 25 Mart 2008, 09:06:19 »

Ana basta tac imis, her derde deva imis
Logged
Mehmet Sayın
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216



« Yanıtla #4 : 12 Mayıs 2008, 23:57:42 »



26 yıldır yatağa bağlı çocuğuna bakıyor

26 yıldır yatağa bağımlı olan çocuğuna bakan fedakar anne yılın annesi seçildi. İşte ömrünü anne olmaya adayan bir kadının hikayesi.
Biri 26 yıldır yatalak olmak üzere 4 çocuğuyla yaşam mücadelesi veren Nigar Teyze, yılın annesi seçildi. Onun hikayesi, birçok kişiye örnek olan, birçok kişiye de gözyaşlarına boğan bir hikaye.

 

Ebe hatası sonucunda beyin zedelenmesiyle yatağa mahkûm olan oğluna hayatını adayan Nigar teyze, ona duyduğu sevgiyle hayattan mutlu oluyor. Diğer üç çocuğu sağlıklı olan Nigar teyzenin ikinci çocuğu olan Ahmet, sadece annesinin yardımını kabul ediyor. Kimsenin yardımını kabul etmeyen Ahmet’i diğer çocuklarından ayrı tuttuğunu dile getiren Nigar Teyze, “Hiçbir zaman Ahmet’in bu durumundan şikâyetçi olmadım. Allah bana güç verdiği müddetçe oğluma seve seve bakarım. İnşaat işçisi eşimle birlikte oğlumuzun bakımını yapıyoruz” diye konuştu.

 

Oğlunun yatalak olması nedeniyle en çok hazır bez sıkıntısı yaşadığını ifade eden Nigar teyze, kendisini yılın annesi seçmede sponsor olan. Evix Karaaslanlar Alışveriş Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı Abdülaziz Kaaraslan’a da teşekkür etti. En büyük desteği veren Meram Belediyesi’ne teşekkür etti. Evix’in kendilerine hediye ettiği hediyeler içerisinde en çok mutfak robotuna sevindiğini belirten Nigar teyze, kendilerini hatırlayan herkese teşekkür etti.

Zeki Dursun
Konya memleket
Logged

Mehmet Sayın
Aliçerçili
*
Offline Offline

Sülale: Meyreli
Mesaj Sayısı: 1216



« Yanıtla #5 : 18 Şubat 2010, 22:38:58 »



Tunceli'de 32 yıldır yatalak olan çocuklarını sırtında taşıyan 75 yaşındaki Gülüzar Karataş "Bu yaşta artık zorlanıyorum" diyerek yardım istedi.

55 yıl önce teyzesinin oğlu Ahmet Karataş ile evlenen 75 yaşındaki Gülüzar Karataş'ın, 3'ü hayatta olan 5 çocuğu da ender görülen kas hastalığı yüzünden sakat kaldı. Eşini teröre kurban veren Gülüzar Karataş, 32 yıldır tek başına ilgilendiği çocuklarıyla hayat mücadelesi veriyor. Gülüzar Karataş, 26, 28 ve 36 yaşlarındaki Altun, Çiğdem ve Özgür isimli çocuklarını her yere sırtında taşıyarak götürüyor. Tunceli'nin dağ köyü Geyiksuyu'nda yaşayan Karataş, "Sabah kalkar kalmaz ilk iş olarak çocukları sırtımda lavaboya taşıyorum. El ve yüzlerini yıkayıp kahvaltılarını yaptırıyorum. Banyolarını yaptırıyorum. Bu yaşta artık çok zorlanıyorum" diyerek yardım istedi.

Öldükten sonra kardeşleri veya gelininin çocuklara kendisi gibi bakamayacağından yakınan Gülüzar Karataş, "Köy dışına çıkmak zorunda kaldığımda, dönünceye kadar, ağılda meleyen kuzular gibi beni bekliyorlar. Kimse benim baktığım gibi bakamaz yavrularıma. Bakamayacak duruma geldiğimde odaya bir mangal getirir, çocukları da kucağıma alıp ölümü bekleyeceğim" diye konuştu.

Anne Gülüzar Karataş, gurbetçi bir yakını tarafından çocuklarına 3 adet tekerlekli sandalye gönderildiğini ancak çocukların elleri tutmadığı için bunları kullanamadıklarını söyledi. Devletin 'Bakıcı parası' verdiğini ancak bu paranın giderlerini karşılamadığını belirten Gülüzar ana, "Devletin verdiği bakıcı parası bezlere dahi yetmiyor. Mutfak kupkuru, zeytin dışında yiyecek bir şey Ayok" diyerek dert yandı.

Rehabilitasyon merkezlerinde fizik tedavi uzmanı olmadığı için çocuklarını rehabilitasyon merkezlerine götüremediğini, iki çocuğunun etlerinin çürüdüğünü, kemikleri açığa çıkarak öldüklerini, büyük kızı Altun'dan da umudu kestiğini belirten Karataş, "Ancak Çiğdem ile Özgür'ün tedavi olma umudu var. Elimizden bir tutan olursa çocuklarım kurtarılabilir. Oğlum Özgür, televizyonda izledikleri programlarda 'Hikayeleri bizimkine benzeyen çocukların Seda Sayan ve İbrahim Tatlıses gibi sanatçılar tarafından kurtarıldığını, kendilerinin de kurtarılabileceğini' söylüyor" dedi.

Haberler com
Logged

Sayfa: 1
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

MySQL ile Güçlendirildi PHP ile Güçlendirildi Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006, Simple Machines XHTML 1.0 Geçerli! CSS Geçerli!